Aile ve kendilik
Günün Nasıl Geçti Serapcım?
Bir çocuk “anne” dediğinde, zamanla o kelimenin içine yerleşirsin. Adın, sesin, hatta kendin bile biraz geri çekilir… “anne” olursun. Ama bazen… hayat sana küçük sürprizler hazırlar.
Bir çocuk “anne” dediğinde,
zamanla o kelimenin içine yerleşirsin.
Adın, sesin, hatta kendin bile biraz geri çekilir…
“anne” olursun.
Ama bazen…
hayat sana küçük sürprizler hazırlar.
Bir gün, işten eve dönmüşüm.
Kapı açılıyor.
Karşımda o muzip gülümseme…
Ve ardından o cümle:
“Serapcım… günün nasıl geçti?”
Bir an…
durdu her şey.
Altı yaşında bir ses,
ama sanki yıllardır tanıdığım bir dost gibi.
Sanki bana beni hatırlatmak ister gibi.
“Serapcım…”
Sadece bir hitap değildi.
Ne güzel bir seslenişti bu.
Unuttuğum bir yanımı usulca dürtmek gibiydi.
Çocuk sahibi olunca…
kendin olmaktan çok, “anne” olmak öne çıkar.
Severek, isteyerek, tüm kalbinle…
Ama yine de bir yerlerde “sen” kalırsın.
İşte o sesleniş…
o “Serapcım” deyişi…
beni bana hatırlattı.
Öyle iyi geldi ki…
tarifi zor.
Bir de o muzip gülümseme eşlik edince,
o an daha da güzelleşti.
Küçücük bir an…
ama kalbe kocaman yerleşenlerden.
Anı kumbarasında biriken, değeri zamanla artan anlar…
Her gülüş,
her bakış,
her sesleniş…
o kumbarada yerini alıyor.
Ve gün geliyor…
insan dönüp bakıyor.
O anlar sadece yaşanmış olmuyor,
bir yolculuğun izine dönüşüyor.
Ve bazıları…
diğerlerinden biraz daha fazla parlıyor.
Tıpkı o gün kapıda karşılayan
o muzip gülümseme gibi…
“Günün nasıl geçti Serapcım?”
İşte böyle anlar…
fark etmeden birikir.
Ve bir gün dönüp baktığında,
hepsi birer hatıraya dönüşür.
Sadece hatırlanmaz…
her hatırlandığında yeniden gülümsetir.